Terezin’de dolu dolu geçirdiğimiz yaklaşık 4 saatten sonraki durağımız 1,5 saat kadar mesafedeki Karlovy Vary oldu. Burası şifalı suları ile ünlü bir Çek kasabası. “Karlovy Vary” nin anlamı da zaten “Kralın Banyosu” demekmiş. Kentte sıcaklıkları 30°C ila 70°C arasında değişen 13 ana kaynak suyu bulunmakta. Dolayısı ile oldukça popüler bir SPA kasabası olduğunu söyleyebiliriz. Atatürk’ün de zamanında, Karl Marx, Beethoven ve Mozart gibi şifa bulmak için gittiği bu şehir Unesco tarafından da koruma altına alınmış.
Burası bana nedense Beypazarı’nı anımsattı. Her ne kadar evlerin mimariler farklı olsa da göze hoş görünen yapıları ve sokaklarında kaybolabileceğiniz şirin bir kasaba. Oldukça uzun bir nehrin kıyısında yürüyüş yapabileceğiniz ve ünlü kristallerden satın alabileceğiniz bir caddesi var. Cadde boyunca yürürken hemen hemen herkesin elinde, yine cadde boyunca yer alan kaynak su pınarlarından aldıkları şifalı suları içtikleri, içimi kolaylaştırmak amacı ile de ince kıvrımlı bir sapı bulunan porselen bardaklardan almazsak olmazdı.

Buradan satın alabileceğiniz veya deneyebileceğiniz diğer bir bölgeye özel içecek ise Becherovka. Becherovka Karlovy Vary’e özel bir likör. Yapımını isterseniz izleyebileceğiniz müzesi bile bulunuyor. Jan Becher Müzesi. Ancak bizim ne Jan Becher Müzesi’ne, ne de vaktimiz kalırsa gitmeyi düşündüğümüz Diana Gözlem Kulesi’ne de maalesef gidemedik zira artık yola koyulma zamanı gelmişti. Buraları artık sonraki seneler gezeriz artık diyerekten (açıkcası burada 2 saat kadar geçirmek bize yetmişti) duraklama yapmadan gideceğimiz Munih’e olan yaklaşık 300kmlik ve 3 saatlik yoluma koyulma zamanı gelmişti.
Prag – Terezin – Karlovy Vary – Lindau – Zeplin Müzesi – Zurih ve Luzern’ni kısaca anlattığımız video’muzun linki